İBN RECEB EL-HANBELÎ -RAHİMEHULLAH- HAYATI VE ESERLERİ

BİYOGRAFİ

10-09-2019

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

İBN RECEB EL-HANBELÎ -RAHİMEHULLAH- HAYATI VE ESERLERİ

 

Rebîülevvel 736’da (Kasım 1335) Bağdat’ta dünyaya geldi. Babasının doğduğu 706 (1306-1307) yılı bazı kaynaklarda İbn Receb’in doğum tarihi olarak kaydedilmektedir. Doğduğu ay sebebiyle kendisine Receb lakabı verilen dedesine nisbetle İbn Receb diye tanındı. İlk öğrenimini muhaddis olan babası ve dedesinden gördü. Kendi ifadesine göre (eẕ-Ẕeyl ʿalâ Ṭabaḳāti’l-Ḥanâbile, II, 436) henüz küçük yaşta olduğu için ilmî kıymetini takdir edemediği Abdürrahîm b. Abdullah ez-Zerîrânî’nin Bağdat Mücâhidiyye Medresesi’ndeki derslerini takip etti. Babasının teşvikiyle yine küçük yaşta iken Bağdat’ta Safiyyüddin İbn Abdülhak el-Bağdâdî, Alemüddin el-Birzâlî ve Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed et-Telî ed-Dımaşkî gibi âlimlerin ilim meclislerinde bulundu, onlardan icâzet aldı.

 

744 (1343) yılında babasıyla birlikte Dımaşk’a gitti. Orada muhaddis İbnü’n-Nakīb el-Mısrî ve Alâeddin Ahmed b. Abdülmü’min es-Sübkî’den icâzet aldı. Muhammed b. İsmâil el-Habbâz ve İbrâhim b. Dâvûd el-Attâr gibi muhaddislerden hadis dinledi. Nablus’a geçerek Hâfız İbn Bedrân’ın talebelerinden ders gördü. Ardından gittiği Kudüs’te Alâî’den hadis dinledi. 748’de (1347) babasıyla beraber Bağdat’a döndü. Bu arada Ebü’l-Meâlî Muhammed b. Abdürrezzâk eş-Şeybânî’den hadis okudu. Ertesi yıl babasıyla birlikte hacca gitti.

 

Mekke’de Ebû Hafs Ömer’den Buhârî’nin S̱ülâs̱iyyât’ını dinledi. Geri döndüğü Dımaşk’ta İbn Kayyim el-Cevziyye’nin talebesi oldu ve ölümüne kadar ondan ayrılmadı. Daha sonra Kahire’ye geçip İbnü’l-Mülûk ve Muhammed b. Muhammed b. Ebü’l-Harem el-Kalânisî’nin hadis halkasına katıldı. 763’te (1362) tekrar hacca gitti. Hocaları arasında Zeynüddin el-Irâkī, İbn Abdülhâdî, Fahreddin Osman b. Yûsuf en-Nûrî, Ebû Abdullah Muhammed b. Abdülazîz el-Verrâk, Alâeddin Ali b. Zeynüddin el-Müneccâ gibi âlimler de vardır.

 

Nihayet Dımaşk’a yerleşen İbn Receb, hocası İbn Kâdi’l-Cebel’in vefatından (ö. 771/1370) sonra onun sohbetlerini devraldı ve İbnü’t-Takî’nin ölümünün (ö. 788/1386) ardından Hanbeliyye Medresesi’nde ders vermeye başladı. Ayrıca Ömeriyyetü’ş-Şeyhiyye ve Türbetü’l-İzziyye medreselerinde vâizlik yaptı. İbn Receb âbid ve zâhid kişiliği, hadislere, sahâbe ve selefin menkıbelerine vâkıf olması yanında güçlü üslûbu sayesinde etkili vaazlar veriyordu. Dünya işlerini pek önemsemeyen ve idarecilerle de görüşmeyen İbn Receb, Kassâîn’deki Sükkeriyye Medresesi’nde öğretim ve telif faaliyetleriyle meşgul oldu. Aralarında Muhammed b. Ahmed el-Makdisî, İbnü’l-Lahhâm, İbnü’r-Ressâm, Abdurrahman b. Ahmed b. Ayyâş, Kādıl-kudât Ebü’l-Fazl Muhibbüddin Ahmed b. Nasrullah el-Bağdâdî ve Ebû Zer Abdurrahman b. Muhammed el-Mısrî gibi âlimlerin de bulunduğu birçok talebe yetiştirdi. 4 Ramazan 795’te (14 Temmuz 1393) Dımaşk’ta vefat etti ve Bâbüssagīr Kabristanı’na defnedildi. Kabri Şam’daki ziyaretgâhlar arasındadır. Bazı kaynaklarda vefat ayı receb olarak kaydedilmiştir.

 

Hadis alanında zamanının otoritesi olan İbn Receb fıkıh, usul, tefsir, kelâm, ahlâk ve tarih sahalarında eser vermiş, bilhassa Dımaşk ve Kudüs’te Hanbelî mezhebinin bayraktarlığını yapmıştır. Takıyyüddin İbn Teymiyye’nin görüşleri doğrultusunda fetva verdiği için baskılara mâruz kalınca bundan vazgeçmiş, ancak bu defa da İbn Teymiyye taraftarlarınca eleştirilmiş, nihayet ömrünün sonuna doğru fetva vermeyi terketmiştir. el-Ḳavâʿid fi’l-fıḳhi’l-İslâmî adlı eserinde İbn Teymiyye’nin görüşlerini Ahmed b. Hanbel’inkilere tercih ettiğini gösteren örneklere rastlanmakla birlikte (meselâ bk. Kâide 17) hem İbn Teymiyye’nin hem İbn Kayyim’in görüşlerini reddettiği de olmuştur. Meselâ bir defada verilen üç talâkın ric‘î talâk sayılması gerektiği yönündeki kanaatlerini benimsememiştir (M. Zâhid Kevserî, s. 35-36). Ayrıca eserlerinde diğer üç mezhebin görüşlerine de yer vermesinden mutaassıp bir Hanbelî olmadığı anlaşılmaktadır.

 

İbn Receb, akaide ve genel İslâmî konulara dair eserlerinde itikadî meseleleri Selef çizgisinde ele alan bir âlimdir. O zamana kadar İslâm dünyasında felsefe, kelâm ve tasavvuf alanında meydana gelen fikrî gelişmelere olumlu yaklaşmamış, hatta fıkıh ve ahlâk da dahil olmak üzere din adına geliştirilen bütün fikirleri Hz. Peygamber tarafından yasaklanan bid‘at kapsamı içinde mütalaa etmiştir. Onun kanaatine göre sünnete uyduklarını iddia eden, fakat nasları müctehid âlimlerden farklı bir şekilde yorumlayan Zâhirîler, cedel yöntemini benimseyen ve naslar arasında çelişki bulunduğunu ileri sürüp onları kendi anlayışlarına göre te’vile tâbi tutan İslâm filozofları ile kelâmcılar da bid‘atçı zümreler içinde yer alır. Sûfîlere gelince, onlar da bâtınî ilimler ve kalbî faaliyetler konusunda zevk veya keşif diye adlandırdıkları kendi görüşlerine dayanarak din adına tehlikeli bid‘atlar çıkarmışlardır. Sûfîlerce açılan keşif kapısından girilerek zındıklara ait pek çok görüş İslâm’a mal edilmeye çalışılmış, bu arada velîlerin nebîlerden üstün olduğuna veya nebîlere ihtiyaç bulunmadığına inanılmış, hulûl ve ittihad görüşleri benimsenmiş, vahdet-i vücûd nazariyeleri ortaya atılmış, dinin haram kıldığı hususlar mubah sayılmış, insanı Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoyan fiiller teşvik edilmiştir (Fazlü ʿilmi’s-Selef ʿalâ ʿilmi’l-ḫalef, s. 24-27, 44-46, 64; Câmiʿu’l-ʿulûm, s. 252; et-Taḫvîf mine’n-nâr, s. 20).

 

İbn Receb’in benimsediği itikadî görüşler genellikle Selef’e uymakla birlikte bilhassa kabir hayatıyla ilgili olarak ileri sürdüğü fikirler naslarda yer almayıp bazı âlimlerin telakkilerinden ibarettir (Ehvâlü’l-ḳubûr, s. 15-22, 36-41, 48, 58, 73-85, 95-116, 125). Bir kısım hadis rivayetlerine dayanarak namaz kılmayanı kâfir kabul etmesi genel çerçevede Ehl-i sünnet ekolüne aykırı görünmektedir. İtikadî konularda gerektiğinde aklî delillere başvurmayı bir ilke olarak benimsediklerinden dolayı kelâmcıları bid‘atçılıkla suçlaması da isabetli değildir. Zira başta Kur’an olmak üzere naslar, vahyin insana sunduğu bilgilerin anlaşılabilmesi için akıl yürütmeyi emrettiği gibi İbn Receb’in kendisi de âriflerin cehennem azabından korkmadıklarına dair iddiaların akla ve fıtrî bilgilere aykırı olduğunu söylemiştir (et-Taḫvîf mine’n-nâr, s. 19-20).

 

 

ESERLERİ

 

 Fıkıh:

 

1. el-Kavâʿid (Takrîrü’l-kavâʿid ve tahrîrü’l-fevâʾid)

 

Hanbelî mezhebinde VIII. (XIV.) yüzyılda ortaya çıkmaya başlayan kavâid literatürünün ilk örneklerinden biri sayılan eserde 160 kaideye, ardından “fâide” adıyla yirmi bir kurala yer verilir; her kaide ve kural mezhep fürûundan çeşitli örneklerle açıklanır. Hanbelî mezhebinin doktriner gelişimini büyük ölçüde tamamladığı bir dönemde kaleme alınan eserde İbn Receb, dönemine kadar oluşan Hanbelî fıkhını ve mezhep içi görüş farklılıklarını açıklamaya yönelik bazı kaideler ve hareket noktaları belirlemeye, bu arada fakihlerin tercih ve çözüm önerilerinin arkasında yatan hukuk mantığını ortaya koymaya çalışmıştır. Bunda, mezhebin çeşitli konulardaki temel görüşleri arasında mantıkî bütünlük kurarak ve muhtemel boşlukları bu şekilde doldurarak mezhep müdafaasını yapma gayretinin de önemli payı olmalıdır. Müellif de eserin girişinde mezhebin usulünü tesbit ve derleme, fıkhın kaynaklarını ortaya çıkarma, dağınık fıkhî meseleleri bir araya getirme, aykırı ve aşırı görüşlere bu çerçevede anlam kazandırma bakımından bu kaidelerin fakih için son derece önemli olduğunu ifade eder. Kaideler, genellikle birkaç cümleden meydana gelen uzun fıkhî açıklamalar ve tasnifler şeklinde olup kavâid literatüründe yaygın olan kısa ve özlü anlatımlar nisbeten azdır. Bu üslûp farklılığına rağmen eserin telifinde, hatta kaidelerin alt ayırım ve örneklendirmesinde konuya ilişkin toparlayıcı ve ortak açıklama getirme amacı ön planda olup eser bu türün ileri dönem literatürü için de önemli bir kaynak teşkil etmiştir. el-Kavâʿid önce Muhammed Emîn (Kahire 1352/1933), daha sonra kaidelerin fürû-ı fıkhın sistematiğine göre tasnifini içeren bir fihrist ile birlikte Tâhâ Abdürraûf Sa‘d tarafından neşredilmiş (Kahire 1392/1972), Ahmed b. Abdullah el-Kārî el-Hanefi, eserdeki 160 kaideyi ihtisar ederek Mecelletü’l-aḥkâmi’ş-şerʿiyye ʿalâ meẕhebi’l-İmâm Aḥmed b. Ḥanbel adlı eserinin (nşr. Abdülvehhâb İbrâhim Ebû Süleyman – Muhammed İbrâhim Ahmed, Tihâme 1401/1981) giriş kısmına almıştır.

 

2. el-İstihrâc li-ahkâmi’l-harâc

 

 Genelde vergi hukukuyla ilgili bir eser olup bilhassa haraç üzerinde yoğunlaşmaktadır. Kaynakları arasında tefsir, hadis, fıkıh, tarih, lugat, biyografi, devlet idaresi, kamu maliyesi alanlarında yazılmış çeşitli eserlerin yer alması müellifin çok yönlü ilmî birikimini göstermektedir. Hasan b. Ziyâd el-Lü’lüî’nin Kitâbü’l-Ḫarâc’ı, Ebû Bekir el-Hallâl ve Cehdamî’nin Kitâbü’l-Emvâl’leri gibi günümüze ulaşamayan eserlere atıfta bulunması kitaba ayrı bir değer katmaktadır. Eserin çeşitli neşirleri yapılmıştır (nşr. Abdullah es-Sıddîk el-Gumârî, Kahire 1352; Beyrut 1982, 1405/1985; nşr. Cündî Mahmûd Şelâş el-Heytî, Riyad 1409/1989).

 

 

3. el-Kâʿidetü’z-zehebiyye fi’l-muʿâmelâti’l-İslâmiyye: “Lâ zarara ve lâ dırâr” (nşr. Îhâb Hamdî Gays, Kahire 1410/1990).

 

4. Ahkâmü’l-havâtîm ve mâ yeteʿallak bihâ (nşr. Abdullah el-Kādî, Beyrut 1405/1985, 1407/1987).

 

5. Fasl fî vücûbi ihrâci’z-zekât ʿale’l-fevr.

 

Zekâtın bekletilmeden verilmesinin farziyetine dair bir risâledir (nşr. Abdullah b. Muhammed b. Ahmed et-Tarîkī, Mecelletü’l-buḥûs̱i’l-İslâmiyye, sy. 33 [Riyad 1992], s. 119-142).

 

6. el-Kavlü’ss-s̱evâb fî tezvîci ümmehâti evlâdi’l-guyyâb (nşr. Abdullah b. Muhammed b. Ahmed et-Tarîkī, Riyad 1991).

 

7. Taʿlîku’t-talâk bi’l-vilâde (Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 5318).

 

8. Nüzhetü’l-esmâʿ fî mesâʾili’s-semâʿ

 

Mûsikinin dinî hükmüyle ilgilidir (nşr. Velîd Abdurrahman el-Firyân, Riyad 1407/1986; nşr. Ümmü Abdullah bint Mahrûs, Riyad 1407; Tanta 1408; Kahire 1992).

 

9. Letâʾifü’l-maʿârif fîmâ li-mevâsimi’l-ʿâm mine’l-vezâʾif

 

Muharremden başlamak üzere her ayın önemli günlerinde yapılması farz veya müstehap olan ibadetlerle zikirleri ihtiva eden bir eser olup vaaz üslûbu ile yazılmıştır (Kahire 1342, 1343; Beyrut 1975, 1414/1993). Eserin ramazan ayına dair kısmı Bugyetü’l-insân fî veẓâʾifi ramazân (nşr. M. Züheyr eş-Şâvîş, Dımaşk 1963) ve Vezâʾifü ramazân (nşr. Abdurrahman b. Muhammed b. Kāsım, Riyad 1409/1989), zilhicce ile ilgili bölümü ise Beyânü’l-hücce fî vezâʾifi şehri ẕilḥicce (nşr. Ümmü Amr bint İbrâhim el-Etrâbî, Kahire 1413/1993) adıyla müstakil olarak da yayımlanmıştır.

 

10. el-Ḫuşûʿ fi’ṣ-ṣalât (eẕ-Ẕül ve’l-inkisâr li’l-ʿAzîzi’l-Cebbâr) (Mültan 1341; Kahire 1341, 1983; nşr. Âdil Ebü’l-Muâtî, Kahire 1408/1988; nşr. M. Amr Abdüllatîf – Hüseyin b. İsmâil el-Cemel, Kahire 1409/1989; nşr. Yüsrî Abdülganî el-Bişrî, Bulak 1409/1989; nşr. Ali Hasan Ali Abdülhamîd, Zerkā 1407/1986).

 

11. Risâle fî rüʾyeti hilâl (nşr. Abdullah b. İbrâhim er-Reşîd, Riyad 1412/1992).

 

12. Sadakatü’s-sır ve fazlühâ (nşr. Velîd Abdurrahman el-Firyân, ʿÂlemü’l-kütüb, VII/I [Riyad 1986], s. 58-61).

 

 

Biyografi ve Tarih:

 

 1. eẕ-Ẕeyl ʿalâ Tabakâti’l-Hanâbile

 

İbn Ebû Ya‘lâ’ya ait eserin zeyli olup 750 (1349) yılına kadar vefat eden Hanbelî fakihlerini içine almaktadır (nşr. Henri Laoust – Sâmî ed-Dehhân, Dımaşk 1370; I-II, Kahire 1372). Eser üzerinde çeşitli zeyiller yazılmıştır (DİA, XV, 544).

 

2. Sîretü ʿAbdilmelik b. ʿÖmer b. ʿAbdilʿazîz

 

Yine müellife ait Muhtasaru Sîreti ʿÖmer b. ʿAbdilʿazîz adlı eserle birlikte Riyad’da basılmıştır.

 

3. Fezâʾilü’ş-Şâm (İskenderiye el-Mektebetü’l-belediyye, Tarih, nr. 108; Bursa Eski Yazma ve Basma Eserler Ktp., Haraççıoğlu, nr. 1050).

 

 

Hadis:

 

1. Fethu’l-bârî ʿalâ Sahîhi’l-Buhârî

 

el-Câmiʿu’s-sahîh’in “Kitâbü’l-Cenâʾiz”e kadar olan kısmının şerhidir. Mahmûd b. Şa‘bân b. Abdülmaksûd ve bir grup ilim adamı tarafından yayımlanan eserde (I-X, Medine 1417/1996) hadislerin tahrîcinden sonra Hanbelî mezhebinin görüşleri esas alınmakla birlikte fıkhî hükümler karşılaştırmalı olarak delilleriyle ortaya konmakta, zaman zaman delilleri güçlü olan görüşler mezhebinkilere tercih edilmektedir.

 

2. Şerhu ʿİleli’t-Tirmizî

 

(nşr. Subhî Câsim el-Humeyd, Bağdat 1396/1976; nşr. Nûreddin Itr, I-II, Dımaşk 1398/1978; Zerkā 1407/1987; nşr. Subhî es-Sâmerrâî, Beyrut 1405/1985). İbn Receb, Tirmizî’nin el-Câmiʿu’s-sahîh’ine Şerḥu Câmiʿi’t-Tirmizî adıyla yirmi ciltlik bir şerh yazmışsa da bundan günümüze sadece el-Câmiʿu’s-sahîh’in elli birinci kitabı mahiyetindeki el-ʿİlelü’s-sagîr adlı son bölümünün şerhi (Şerhu ʿİleli’t-Tirmizî) ve “Kitâbü’l-Libâs”tan on varaklık bir kısım ulaşmıştır. el-ʿİlelü’s-sagîr, aynı müellifin el-ʿİlelü’l-kebîr adlı müstakil eseriyle karıştırılmamalıdır. Hemmâm Abdürrahîm Saîd, Şerhu ʿİleli’t-Tirmizî üzerine el-ʿİlel fi’l-hadîs adıyla bir doktora çalışması yapmış, burada İbn Receb’in hayatı ve hadisle ilgili çalışmalarını geniş bir şekilde incelemiştir.

 

3. Câmiʿu’l-ʿulûm ve’l-hikem fî şerhi hamsîne ḥadîs̱en min cevâmiʿi’l-kilem

Nevevî’nin kırk iki hadis ihtiva eden el-Erbaʿîn adlı mecmuasının elliye tamamlanarak yapılmış şerhidir. Eserde hadislerin sıhhat derecesi ve aynı meâldeki benzer rivayetler yanında ilgili fıkhî hükümler de zikredilmektedir. Zira “ehâdîs-i külliyye” de denilen bu tür hadisler (meselâ bk. 1, 2, 3, 10, 32, 33, 39, 46 numaralı hadisler) fıkhın küllî kaidelerine mesned teşkil etmektedir. Eserin çeşitli neşirleri yapılmıştır (Hindistan 1897; Kahire 1322, 1346, 1369; nşr. Ahmed Muhammed Şâkir, Kahire, ts.; nşr. Muhammed el-Ahmedî Ebü’n-Nûr, Kahire 1389/1969, 1407/1987; Riyad 1382/1962; nşr. Yûsuf el-Bikāî, Sayda 1416/1995; nşr. Vehbe ez-Zühaylî, Beyrut-Dımaşk 1413).

 

4. İhtiyârü’l-evlâ fî şerhi hadîsi ihtiṣâmi’l-meleʾi’l-aʿlâ

 

Hakkında yüce melekler topluluğunun (mele-i a‘lâ) çekiştiğinin bildirildiği, günah ve hatalara kefâret olacak, insanı yüksek derecelere ulaştıracak ameller ve makbul dualar hakkındaki kutsî hadisin şerhidir (nşr. M. Münîr ed-Dımaşkī, Kahire 1353; nşr. Tâhâ Yûsuf, Kahire 1381/1961; nşr. Câsim el-Füheyd ed-Devserî, Küveyt 1405, 1406/1985; nşr. Beşîr Muhammed Avn, Dımaşk 1985; nşr. Hüseyin el-Cemel, Beyrut 1407/1987).

 

5. el-Ḥikemü’l-cedîre bi’l-izâʿa min kavli’n-nebî “Buʿisstü bi’s-seyf beyne yedeyi’s-sâʿa” (nşr. Muhammed Hâmid el-Fıkī, Kahire 1349/1931, 1939; nşr. M. Nâsırüddin el-Elbânî, Kahire 1978; nşr. Züheyr eş-Şâviş, Beyrut 1403/1983; nşr. Abdülkādir el-Arnaût, Dımaşk 1411/1990).

 

6. el-Mehacce fî seyri’d-dülce

 

(Şerḥu ḥadîs̱i “Len yüneccî aḥaden minküm ʿamelüh”) (Mekke 1347; nşr. Yahyâ Muhtâr Gazâvî, Beyrut 1404/1984, 1406; Kahire 1985).

 

7. Şerh ve beyân li-hadîs̱i “Mâ ziʾbâni câʾiʿân” (Zemmü’l-mâl ve’l-câh) (Lahor 1320; er-Resâʾilü’l-münîriyye içinde, Kahire 1346; nşr. Bedr el-Bedr, Küveyt 1984; nşr. Muhammed Subhî Hasan Hallâk, Beyrut 1413/1992; nşr. Eşref b. Abdülmaksûd, Riyad 1413).

 

8. Veresetü’l-enbiyâʾ (Şerhu hadîs̱i Ebi’d-Derdâʾ fî “Men seleke tarîkan yeltemisü fîhi ʿilmen”) (nşr. Abdüzzâhir Ebü’s-Semh, Mekke 1347; nşr. M. Müfîd el-Haymî, Riyad 1402/1982; nşr. Eşref b. Abdülmaksûd, Kahire 1987).

 

9. Gâyetü’n-nefʿ fî şerhi hadîsi “Temessüli (temsîli)’l-müʾmin bi-hâmeti’z-zerʿ”

 

 Müminin taze ekin gibi olması sebebiyle belâlar karşısında yıkılmayıp sadece eğildiğini belirten hadisin şerhidir (Mekke 1347; Kahire 1347, 1358; nşr. Eşref b. Abdülmaksûd, Kahire 1408/1988; Riyad 1404; nşr. Ebû Abdurrahman İbrâhim b. Muhammed el-Arf, Cidde 1408/1987).

 

10. Keşfü’l-kürbe bi-vasfi (hâli) ehli’l-gurbe (Kahire 1332, 1340, 1345, 1351, 1369; nşr. Ahmed eş-Şerbâsî, Kahire 1373/1954; Küveyt 1404/1984; nşr. Cemâl el-Mâdî, İskenderiye 1403/1983, 1984; nşr. Yüsrî Abdülganî el-Bişrî, Bulak 1988).

 

11. Nûrü’l-iktibâs fî mişkâti vasiyyeti’n-nebî li’bn ʿAbbâs (Tuhfetü’l-ekyâs fî şerḥi vasiyyeti’n-nebî li’bn ʿAbbâs) (Mekke 1347; nşr. Abdülfettâh Halîfe, Kahire 1365/1946, 1368, 1979; nşr. İzzeddin el-Bedevî en-Neccâr, Cidde 1400/1980; nşr. Muhammed b. Nâsır el-Acmî, Küveyt 1406/1986; nşr. Muhammed Avn, Dımaşk-Tâif 1412/1991).

 

12. Şerhu hadîsi ʿAmmâr b. Yâsir

 

 Resûl-i Ekrem’in Ammâr b. Yâsir tarafından rivayet edilen, “Yaşamak hayırlı olduğu sürece beni yaşat, ölüm daha hayırlı olduğu zaman canımı al” diye başlayan duasının şerhidir (nşr. Ebû Abdurrahman İbrâhim b. Muhammed el-Arf, Cidde 1408/1987).

 

13. Şerhu hadîssi “Daraballâhü messelen sırâtan müstakîmen” (Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 5318).

 

14. Şerhu hadîsi “Lebbeyk Allâhümme lebbeyk” (Bağdat, Mektebetü’l-evkâf, nr. 4767/23; Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 5318/2; Mektebetü câmiati’r-Riyâdi’l-merkeziyye, nr. 56/16, 1817/1).

 

15. Şerhu hadîsi “İnne agbata evliyâʾî ʿindî” (Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 5318).

 

16. Zemmü kasveti’l-kalb (Şerḥu ḥadîs̱i Şeddâd b. Evs “İzâ keneze’n-nâs ez-zeheb ve’l-fidda”) (Bağdat, Mektebetü’l-evkāf, nr. 4767/25; Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 5318; Mektebetü câmiati’r-Riyâdi’l-merkeziyye, nr. 1637/12, 1817/8).

 

17. Şerhu hadîsi “Yetbeʿu’l-meyyit selâs” (nşr. Sa‘d b. Abdurrahman el-Hamdân, Riyad 1408/1988).

 

18. ed-Dürerü’l-melîhatü’l-müntekât min şerhi hadîsi “ed-Dînü’n-nasîha” (nşr. Eşref b. Abdülmaksûd, Riyad 1411).

           

19. Zemmü’l-hamr ve şarâbihâ (şâribihâ) (Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 5318/5).

 

20. el-Beşâretü’l-ʿuzmâ fî enne hazza’l-müʾmin mine’n-nâr el-hummâ

 

 Sıtma hastalığının günahlara kefâret olacağını ifade eden hadisin şerhidir (Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 5318/15).

 

21. Tesliyetü nüfûsi’n-nisâʾ ve’r-ricâl ʿinde fakdi’l-etfâl (nşr. Velîd Abdurrahman el-Firyân, Mecelletü’l-buḥûs̱i’l-İslâmiyye, sy. 23 [1988], s. 159-180).

 

 

Akâid:

 

 1. et-Tahvîf mine’n-nâr ve’t-taʿrîf bi-hâli dâri’l-bevâr

 

 (nşr. Abdurrahman b. Kāsım, Mekke 1357; nşr. Beşîr Muhammed Avn, Dımaşk 1399/1979; nşr. Muhammed Hasan el-Hımsî, Beyrut 1984; nşr. M. Cemîl el-Gāzî, Beyrut 1402/1982; Beyrut 1405/1985; İskenderiye, ts.; nşr. Ahmed b. Ahmed el-Îsevî, Tanta 1411/1991). Eser ayrıca, Ebû Muâz Eymen b. Ârif ed-Dımaşkī tarafından zayıf oldukları gerekçesiyle bazı hadisleri çıkarılarak Vaṣfü’n-nâr adıyla yayımlanmıştır (Kahire 1413/1992).

 

2. Muhtaṣaru Şuʿabi’l-îmân

 

Ahmed b. Hüseyin el-Beyhaki’ye ait eserin muhtasarıdır (Kahire 1355).

 

 3. Kelimetü’l-ihlâs ve tahkîku maʿnâhâ (el-Kelâm ʿalâ “Lâ ilâhe illallâh”, Kitâbü’t-Tevhîd) (Kahire 1369, 1390; nşr. Züheyr eş-Şâvîş, Dımaşk 1381/1961; nşr. İmâd Tâhâ Firre, Tanta 1408).

 

4. Ehvâlü’l-kubûr ve ahvâlü ehlihâ ile’n-nüşûr (Mekke 1357; Kahire 1378; nşr. Muhammed et-Tayyib, Kahire 1403/1982; Ebû Hâcir Muhammed Zağlûl, Beyrut 1405/1985; nşr. Hâlid Abdüllatîf es-Seb‘, Beyrut 1410/1990, 1412/1991).

 

5. Cemîʿu’r-rusül kâne dînühüm el-İslâm (Tanta 1411/1991).

 

 

Tefsir:

 

1. Tefsîru sûreti’n-Nasr (İbn Kayyim’in Tuhfetü’l-vedûd’u ile birlikte, Lahor 1339; nşr. Muhammed b. Nâsır el-Acmî, Küveyt 1407/1986; nşr. Eşref b. Abdülmaksûd, Kahire 1987).

 

2. Mevridü’z-zemʿân ilâ maʿrifeti fezâʾili’l-Kurʾân (nşr. Yüsrî Abdülganî el-Bişrî, Bulak 1409/1989; Kahire 1990).

 

3. Tefsîru sûreti’l-İhlâs (nşr. Muhammed b. Nâsır el-Acmî, Küveyt 1407/1986).

 

4. Tefsîru sûreti’l-Felak. Matbudur.

 

 

Diğer Eserleri:

 

1. Fazlü ʿilmi’s-selef ʿalâ ʿilmi’l-halef (Kahire 1343; nşr. M. Münîr Abduh, Kahire 1347, 1934, 1985; nşr. M. Abdülhakîm el-Kâdî, Kahire 1989; nşr. Yahyâ Muhtâr Gazâvî, Beyrut 1403/1983, 1409/1989; Amman 1983; Küveyt 1983; nşr. Muhammed b. Nâsır el-Acmî, Küveyt 1407/1986; nşr. Mervân el-Atıyye, Dımaşk-Beyrut 1409/1989).

 

2. el-Fark beyne’n-nasîha ve’t-taʿyîr

 

 Nasihat ve ayıplama arasındaki farkı anlatmakla birlikte genelde emir bi’l-ma‘rûf mükellefiyetini ele alan bir risâledir (nşr. Necm Abdurrahman Halef, Kahire 1399/1979, 1402/1982; Dımaşk 1986; Beyrut 1405).

 

3. İstinşâku nesîmi’l-üns min nefehâti riyâzi’l-kuds

 

 Eserde Allah sevgisinin mahiyeti, gerekleri ve sonuçları incelenmektedir (Kahire 1363; nşr. Mecdî Kāsım, Tanta 1411/1990; nşr. Ahmed Abdurrahman eş-Şerîf, Beyrut 1411/1991).

 

4. Vezâʾifü’z-zikri’l-muvazzafa fi’l-yevm ve’l-leyle (nşr. Abdullah b. Cârullah b. İbrâhim, Lahsâ 1409/1989; Riyad 1408/1988).

 

5. Sadakatü’s-sır ve fazlühâ (nşr. Velîd Abdurrahman el-Firyân, ʿÂlemü’l-kütüb, VII/1 [1986], s. 58-61).

 

6. Risâle fîmâ ruviye ʿan ehli’l-maʿrife ve’l-hakâʾik fî muʿâmeleti’z-zâlimi’s-sârık

 

 Kötülük yapan kimselere beddua etmek yerine onların ıslahı için dua etmenin daha iyi olduğunu savunan bir eserdir (nşr. Velîd Abdurrahman el-Firyân, Mecelletü’l-buhûsi’l-İslâmiyye, sy. 16 [Riyad 1407], s. 261-274).

 

7. Esbâbü’l-mağfire (nşr. Eşref b. Abdülmaksûd, Kahire 1987)

 

Emine Muhammed b. Yûsuf el-Câbir İbn Receb el-Hanbelî ve âsâruhü’l-fıkhiyye (Katar 1985), Ali b. Abdülazîz eş-Şibl Menhecü’l-hâfız İbn Receb el-Hanbelî fi’l-ʿakide (Riyad, ts.) ve Ahmed Ferîd Tezkiyetü’n-nüfûs ve terbiyetühâ kemâ yukarriruhâ ʿulemâʾü’s-selef: İbn Receb el-Hanbelî, İbn Kayyim, Ebû Hâmid el-Ġazzâlî (Beyrut 1405/1985) adlı çalışmalarında İbn Receb’i çeşitli yönleriyle ele almışlardır. 

 

 

[1] Bu makale TDV İslam Ansiklopedisi'nin 20. cildinin 243-247. sayfalarından alınmıştır.

Diğer Yazıları


YAZI KÖŞESİ

SAYAÇ

Bugün 40
Toplam 72771
En Çok 670
Ortalama 215