CİHAD İÇİN YARDIM ETMEK - İSKİLİPLİ MEHMED ATIF EFENDİ

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

02-01-2020

CİHAD İÇİN YARDIM ETMEK - İSKİLİPLİ MEHMED ATIF EFENDİ
 

Geçenki makalede cihadın ve onun dayanağı ola maddi sebepleri hazırlamanın bütün Müslümanlar üzerine farz olduğu açıklanmıştı. Bu defa da cihad için iane ve yardımda bulunmanın lüzumuna dair biraz bahsetmek isterim:

Düşmanlarımızın vatanımıza taarruz ettikleri böyle bir zamanda hükümet ve memleketin mükemmel bir kara, deniz ve hava gücüne şiddetle ihtiyacı bulunduğu aşikârdır.

Bu ise yalnız hükümetin himmeti ile vücuda gelemez. Böyle bir hayırlı işe halkın ve bilhassa zenginlerin gayret ve yardımları lazımdır.

Çünkü Cenab-ı Hak Maide sûresi’nin 3. ayetinde şöyle buyurmuşlardır: “Doğruluk ve takvâ üzere birbirinizle yardımlaşınız.” İşte bu İlâhî emir iktizasınca hayırlı işlerin en başında bulunanlardan cihada malı, bedeni ve sözü ile yardımda bulunmak üzere bütün Müslümanlar memur ve mükelleftirler. 

Bir de şeriat nazarında kara, deniz ve hava gücünü ikmal ettirebilmek için iane veren ve yardım edenin Allah yolunda cihad eden mücahidler gibi pek çok ve pek büyük ecir ve sevaba nail olacaklarına dair pek çok hadisler vardır:

“Allah katında insanlardan hangisi daha faziletlidir?” diye sorulduğu zaman Cenab-ı Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: “Allah katında insanların en faziletlisi nefsi ve malı ile Allah yolunda cihad eden mümindir.”

Diğer bir hadiste de şöyle buyrulmuştur: “Allah yolunda savaşa giden bir gazinin gerek az ve gerek çok, sefer hazırlıklarını temin eden ve ona yardımda bulunan kimse Allah yolunda gaza ve cihadda bulunmuşçasına ecir ve sevaba nail olduğu gibi Allah yolunda cihada giden bir kimsenin yerine geçip de kaybolduğu zaman çoluk çocuğunun işlerini görüp gözeten kimse de o mücahidin nail olduğu sevap derecesinde ecir ve sevaba nail olur”.

Başka bir hadis-i şerifte buyrulmuştur ki: “Bir kimse yalnız başına Allah yolunda muharebeye giden bir gazinin seferi sebeplerini hazırlarsa o gazi ölünceye veyahut savaştan dönünceye kadar ne kadar ecir ve sevaba nail olursa o ecir ve sevabın misline de o kimse nail olur.”

“Bir kimse Allah yolunda savaşan bir mücahide ihtiyacı bulunduğu zaman iane ederse Allah Tealâ Hazretleri arş-ı alasının gölgesinden başka gölge bulunmadığı günde, kıyamet gününde o kimseyi gölgelendirir.”

“Allah yolunda cihadda bulunan gazi için o gazanın ecir ve sevabı vardır. Ve gazanın sebeplerini hazırlamak hususunda o gaziye yardımcı olan kimse için de bu konuda sarf ve infak ettiği şeyin ecri ve bir de o gazinin nail olduğu ecir ve sevabın miktarı kadar ecir ve sevap vardır.”

Ebi Mes’ud el-Ensâri Hazretleri'nden rivayet edilmiştir ki: “Başı yularlı bir deve ile bir kimse Resûl-i Ekrem Efendimize gelip: “Bu deve Allah’ın rızasını kazanmak için sadakadır.” dedi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz buyurdular ki: “Bunun karşılığında sana Kıyamet Günü’nde hepsi yularlı olarak yedi yüz deve ihsan edilir.”

Harim bin Fatek Hazretleri'nden rivayet olunan bir hadis-i şerifte de Cenab-ı Peygamber Efendimiz buyurmuşlardır ki: “Allah’ın rızasını kazanmak için gerek küçük ve gerekse büyük olsun malından bir miktarını sarf eden kimseye sarf ettiği şeyin yedi yüz mislisi ihsan olunur. Daha bu konuda Allah’ın vaadinin en az miktarıdır. Cenab-ı Hak dilediğine daha fazlasını ihsan eder.”

Fakihlerin büyüklerinden İbni Abidin Hazretleri diyor ki: “Karakol, tabya, istihkâm, harp gemisi gibi harp işlerinde ihtiyaç hissolunan şeyleri yapma ve temin etmenin sevabı, isteyerek hacca gitmenin, nafile fakire sadaka vermenin sevabından daha çok fazladır. Zira halkın en şiddetli ihtiyacı olan umumi menfaati ihtiva eden bir hususu meydana getirmek birkaç fakirin ihtiyacını gidermek gibi umumi menfaati mutazammın olmayan şeylerden elbette evla ve hayırlıdır.”

Dolayısıyla Ey Osmanlılar! Ey Müslümanlar! Arz olunan hadisler ve fıkhi meselelerle vaad buyurulan ecir ve sevaplar ile Allah tarafından vaad olunmuş bulunan yüksek makam ve dereceler gibi nice manevi ve uhrevi faydalara nail olmak düşmanların o murdar ve gaddar ellerini kırarak vatanı ve memleketimizi onların taarruzundan korumak ve Allah’ın Yüce Dinini yükseltmek ve aziz kılmak ile serbest olarak yaşamak gibi maddi ve dünyevi faydalara nail olmak istiyorsak sahte nümayişlerden, acz ve meskenete delalet eden şamata ve gürültülerden toplu olarak vazgeçerek Yüce Dinimizin emirlerine uyarak hemen İslâm’ın kara ve deniz askerlerini teçhiz ve noksanlarını ikmal, top ve tüfek, harp gemileri ve sair araç ve gereçleri, cihadın sebeplerinden sayılan şeyleri tedarik etmek için fiili, bedeni ve mali olarak iane ve yardım edelim ve bu konuda olanca varlığımızla çalışıp gayret sarf edelim.

Sultan İkinci Selim zamanında hükümetin himmeti ve halkın gayret ve yardımı ile bir kış mevsiminden yaza kadar 150 parça harp gemisi inşa eden ecdadımızın izinden gidelim, onlar gibi top, tüfek, harp gemilerimizi kendimiz inşa edemiyoruz, bari satın alınması için iane verelim. Verelim de hakiki diyanet ve vatansever olduğumuzu -öyle kuru sözle değil- fiilen ispat edelim.

Şimdi Ey Müslümanlar! Size pek büyük müjdeler vereceğiz. Gayet kolay bir işle pek çok sevaba nail olma yolunu öğreteceğiz. Evlerinizde oturduğunuz halde daima cihad etmek ve her sene nafile hac etmek ve her zaman fukaraya sadaka vermek ister misiniz? Şu sırada hükümet ve memleketin en fazla muhtaç olduğu askeri teçhizat, kara ve deniz gücünü ikmal için iane veriniz!

Zira bu zamanda, bu hususa dair maddi yardımda bulunmak düşman ile Allah yolunda savaşmak derecesinde sevaptır. Çünkü yukarıda arz olunan hadislerle Peygamber Efendimiz bu konuda bizi temin etmektedir.

Bu zamanda kara, deniz ve hava gücü için yardımda bulunmak her sene nafile olarak haccetmek ve her zaman fukaraya sadaka vermekten daha fazla sevaptır. Çünkü İbni Abidin’den nakl olunan fıkhi mesele bu hususta bizi tatmin etmektedir. Bu zamanda bu hususa dair iane vermek daima cihad, daima nafile olarak hac, daima sadaka mesabesindedir. Çünkü bu konuda iane vermek, sadaka-i cariye ve daimi bir hayırdır.

Ebu Hureyre (radıyallâhu anhu)’dan merfu olarak rivayet olunan bir hadis-i şerifte Fahr-i Âlem Efendimiz buyurmuşlar ki: “Vefat edince herkesin amel defteri kapanır. Yalnız üç kimsenin amel defteri kapanmaz. Biri mescid, medrese, mektep, köprü, çeşme gibi bir sadaka-i cariye ve daimi hayır bırakan, diğeri mevcudiyetinden faydalanılan ve te’lif edilen bir kitap gibi ilmi eserleri kalan, üçüncüsü de salih oğlu ve kızı kalıp onlar o kimseye hayır ile dua ettikçe o kimsenin amel defteri kapanmayıp her zaman mezkûr amellerinin sevabı yazılır.”

Şu halde bir kimse top, tüfek, donanma gibi aletler, cihad için mesela on para verip de satın alınan bir top, bir tüfek, bir zırhlıdan o kimsenin on parası mukabilinde bir çivi isabet etse o top, tüfek, zırhlı savaşta kullanılıp o çivi de onda bulundukça gerek hayatında, gerek ölümünde olsun o kimse harbe iştirak edercesine devamlı olarak ecir ve sevaba nail olur. Çünkü o çivi o kimsenin sadaka-i cariyesi demektir. 

Çok dindar ve zengin kimseler vardır ki üzerlerine farz olan haccı ifa ettikten sonra fazla ecir ve sevaba nail olmak için iki, üç, dört, beş, altı, hatta yedi defadan fazla nafile olmak üzere Hicaz’a gidiyorlar.

Hâlbuki İbni Abidin’den nakl olunan fıkhi meseleden bu zamanda kara, deniz ve hava kuvvetleri hazırlanması için iane vermenin sevabı, nafile Hicaz’a gitmenin ve nafile olarak kurban kesmenin, farz olmayan sadakaların gayri sadaka vermenin, sokaklarda sebil diye su dağıttırmanın ve hele türbelere, tekkelere mum, zeytinyağı, süpürge ve para vermenin ve bu hususlara dair vakıflar yapmanın sevabından kat be kat fazla olduğu anlaşılmakta olduğu gibi yukarıda zikrolunan hadis-i şeriften de bu konuda iane vermenin bir sadaka-i cariye olduğu anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla fazla sevap arzu eden kimseler, mali ibadetlerin nafile olan bütün kısımlarını icra etmelerinden ise kara, deniz ve hava kuvvetlerinin hazırlanması ve İslâm askerlerini teçhiz için iane ve yardım etmelidir. Çünkü maddi ve manevi pek çok faydaları ihtiva etmektedir.

Ebu Hureyre Hazretleri'nden rivayet olunan bir hadis-i şerifte Fahri Âlem Efendimiz buyurmuşlardır ki: “Bir kimse Allah yolunda cihat için yaralanmak veya bedenine bir çeşit yorgunluk, meşakkat arız olmak veya bu konuda mal sarf etmek veya cihad sebeplerinden birini temin ve hazırlamak gibi savaş işaretlerinden biri ile muttasıf olmaksızın vefat etse onda bir çeşit bozukluk ve noksanlık olduğu halde kıyamet gününde Allah’ın huzuruna gelir.”

Diğer bir hadis-i şerifte buyurulmuştur ki: “Bir aile halkından bir kimse Allah yolunda savaşa gidip düşman ile cihad ve gaza etmez veya onlardan biri bir iplik, ya bir iğne veyahut bunlara eş bir nebze mal ile Allah yolunda savaşa giden bir gaziyi teçhiz ve ona iane etmezse kıyamet gününden evvel o ailenin başına Allah tarafından bir büyük bela isabet eder.”

Bu hadis-i şeriflerle de cihada dair işlerde bedenen ve malen iane ve yardımda bulunmayan hamiyetsiz kimselerin dünyada büyük bir musibete uğrayacakları ve ahirette de bir çeşit noksanlık ile Allah’ın huzuruna gelecekleri beyan buyrulmaktadır.

Dolayısıyla vatan ve memleketin son derece kara, deniz ve hava kuvvetlerine ihtiyacı bulunduğu şu zamanda para biriktirip de cihad malzemelerini hazırlamak için iane vermeyen ve yardım etmeyen zenginler bilmiş olsunlar ki, onlar millet nazarında hamiyetsiz sayılacakları ve ikinci hadisin ifadesince de Allah tarafından dünyada onlara çok büyük bir bela isabet edeceği ve birinci hadisçe de ahirette bu halleri kendileri için bir çeşit ar ve noksanlık olacağı muhakkaktır.

Hâsılı böyle bir zamanda cihad için lüzumlu hazırlıkları yapmak için iane vermeyenler malen, bedenen, fikren ve sözle bu konuda yardım etmeyenler adet, akıl ve şeriat yönünden kötülenmiş ve hamiyetsizdirler.

 

 

İSKİLİPLİ MEHMED ATIF EFENDİ

DARU'L HİLAFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 371
Toplam 203514
En Çok 1094
Ortalama 284