DÂRU`L HİLÂFETİ`L ALİYYE MEDRESESİ

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

18-07-2019

DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ

بسم الله الرحمن الرحيم

 

Herşey hilâfet binasının yıkılmasından sonra başladı. Bütünlüğümüz, birliğimiz, dirliğimiz, gücümüz-kuvvetimiz hilâfetin yıkılmasıyla çöktü gitti.

Daha öncelere gidersek; İslam tarihinde nübüvvet menheci üzere hilâfet, ilk darbeyi saltanata dönüşmekle aldı. Şûrâya dayalı Râşidî hilâfet müessesesi, "ısırıcı meliklik"e dönüşünce liyâkat sahibi olmayan bazı sultanlar hilâfet makamını işgal etti. Ancak İslam tarihine kabataslak olarak baktığımızda müslümanların hiç bir dönemde aynı zaman diliminde devletsiz kaldıkları görülmemiştir. Bir yerde bir İslam devleti yıkılmışsa başka bir yerde ya yenisi kurulmuş, ya da yıkılan devlet isim değiştirerek devam etmiştir. Her halukarda Allah'ın kanun olarak koyduğu İslam şeriatı yürürlükten kalkmamıştır.

Son hilafet devleti olan Osmanlı'nın son 200 senesi İslam ümmetinin geçirdiği ateşli hastalıklar devrinin başlangıcıydı: Batı hayranlığı.

Buhranımızın Tanzimattan Meşrutiyete, Meşrutiyetten Cumhuriyete ve Cumhuriyetten İkinci Dünya harbine gelinceye kadar süren üç merhale, ufak tefek kemiyet farklarıyla, hesapsız ve kitapsız batıya hayranlık, dünyayı ve nefsini müşahede altına alamamak hastalığının yekpareleştirdiği bir bütündür.

Batıyı İslam fikriyatı önünde hesaba çekmemiz gerekirken sorgusuz sualsiz Batı'ya teslim olduk. Sonuçta Batı, emperyalist çizmelerini yerli uşaklarına teslim etti ve İslam coğrafyası cetvelle çizilmiş sınırlara bölündü.

Başımıza gelen en büyük musibet İslam'ın toprak üzerindeki hakimiyetini ve kanunlarının geçerliliğini kaybetmesidir. Demokrasi, Laiklik, Liberalizm, Sosyalizm gibi küfür sistemleriyle sözde İslam'la yönetiliyor gibi görünüp ruhlarını emperyalist güçlere satan rejimler arasında kalan müslümanların son yüzyıldaki bir kaç İslam devleti ikamesi çabası ise barbar Batılı güçlerin hışmına uğrayarak sindirildi.

İnanıyoruz ki müslümanlar olarak ilk önce düşünce planında beşeri sistemleri kafamızdan, gönlümüzden atmak zorundayız. "Hilafet sancağı İstanbul'da düştü, yeniden İstanbul'da dikilecek" şiarıyla Hilâfet-i İslâmiyye'yi yeniden ikame etmek için takatimizin yettiğince çalışmak mecburiyetindeyiz.

Hilâfet-i İslâmiyye ve Daru'l Hilafeti'l Aliyye Medresesi adlı yayınlarımızın amacı İslam hilafetinin ikame edilmesinin gerekliliği fikrini insanımıza kazandırmaktır. Herşey fikirde başlar, pratikte nihayete erer. Hilafet niçin gerekli? Modern dünyada İslami bir yönetim nasıl inşa edilir? İslam devletinin ekonomiye, sosyal münasebetlere, devletlerarası ilişkilere bakışı nasıl olmalı... gibi bir çok soru etrafında konuları işleyeceğimiz gazetemize sizlerin de fikrî, ilmî katkılarınızı bekliyoruz.

Bir yayın organının önemi dünya tarihinde bir çok devrimde görülmüştür. Bizim mütevazi yayınlarımızla hedefimiz öncelikle hilafet fikrini olabildiğince yaymaktır. Muhtelif müslüman cemaatlere hilafetin ehemmiyetini anlatabilir, bu konuda fikir teatisinde bulunmalarını sağlayabilirsek hedefimize ulaşmış olacağız.

Kuran-i Kerim'in ilk emri 'oku' ve 'herşeyin başı ilim'dir diyerek, bu mevzuda öğrenip öğrenmeyi esas alan bizler, Medrese ve tebliğatı çalışmalarımızın esası olarak aldık.

 

  • Medreseli olmak, köklü bir mirasa vâris olmanın, medrese misyonunu gerektiği şekilde kuşanmanın şuuruna taşımaktır.
  • Medreseli olmak, ilim anlayışına, amel disiplinine ve ihlâs kıvamına ermenin gayretini taşımaktır.
  • Medreseli olmak, ilim tahsil ederken Allah rızasını gözetmek, ilmini başkalarına üstün olmak için kullanmamaktır.
  • Medreseli olmak, medreseyi ortaya çıkaran ruhu tanımak, geçmiş medreselerin müfredâtından haberdâr olarak gün geçtikçe medrese müfredâtına dâir fikir üretme gayretini taşımaktır.
  • Medreseli olmak, okudukça okumak isteyen, ilme ve fikre doymak bilmeyen bir bünyeye sahip olabilmektir.
  • Medreseli olmak, âlet ilimlerinde boğulmamak, şer’î ilimleri tahsile vâsıta olan gramer-lügat bilgisini işleterek medreseliye yön veren ve yol gösteren ulemânın eserlerini okumaktır.
  • Medreseli olmak, dünyayı takip etmek, düşmanların oyunlarını sezebilmek ve gerektiği şekilde strateji geliştirerek düşmana göz açtırmama gözüpekliğine sahip olmaktır.
  • Medreseli olmak, sır idrâkine sahip olmak, mânâ büyüklerinin eserlerine bigâne kalan nane mollalardan olmamaktır.
  • Medreseli olmak, Batı düşüncesine vâkıf olmak ve bu düşünceyi fikirde mahkûm edecek dört başı ma’mûr bir dünya görüşü oluşturma çabasını taşımaktır.
  • Medreseli olmak, bedeni medresede fakat ruhu başka yerlerde olanların düştüğü gaflete düşmemektir.
  • Medreseli olmak, selefinin hayalleri gibi hayal kurmak, eser vermek kaygısını taşımaktır.
  • Medreseli olmak, Ehl-i Sünnet hassasiyetini taşımak, bid’at ehlinin halkı ifsâd faaliyetlerine karşı durabilmektir.
  • Medreseli olmak, ânı ilgilendiren güncel konular hakkında meydanı sapkınlara bırakarak kabuğuna çekilmemek, tam tersine er yürekli bir şekilde meydan yerine dikilebilmektir.
  • Medreseli olmak, ilmî faaliyetlerini yürütmek için yöneticilere yaranmayarak onların yanlışlarını açıkça söyleyebilmektir.
  • Ve nihâyet medreseli olmak, ilmin şerefini çiğnetmemek, zâlime hakkı haykırabilmek ve gerektiğinde bu yolda can verebilme şuuruna mâlik olabilmektir.
  • İşte bizler medreseli olma yolunda DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ'ni kurarak medreseli şuurunu kuşanma gayretine girdik.
  • Yüce Hilafet Yurdu olan İstanbul'da kurulan bu medresenin yeniden ilmi inkişafa hız vermesi için kolları sıvadık.
  • Şeyhulislâm Mustafa Efendi'leri, İskilibli Âtıf Hoca'ları, Ulu Hakan Sultan II. Abdulhamid'leri, yakın ve uzak tarihimizin ilim ve mânâ sultanlarını çağımıza taşımak, evinize misafir etmeyi istedik.

 

Subhane rabbike rabbil izzeti amma yasifun ve selamun alel murselin velhamdulillahi rabbil alemin.

 

DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ


YAZI KÖŞESİ

SAYAÇ

Bugün 271
Toplam 65442
En Çok 670
Ortalama 209