MUSTAFA SABRİ EFENDİ`NİN KIŞ UYKUSUNDAKİ MÜSLÜMANLARA SİTEMİ

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

07-12-2018

MUSTAFA SABRİ EFENDİ'NİN KIŞ UYKUSUNDAKİ MÜSLÜMANLARA SİTEMİ

 

Dindar Müslümanlara gelince: Kardeşlerinin imdat çığlıklarına kulak tıkamışlar, kendilerini evlerine hapsetmişlerdir. Rahatlarını ve evde oturup ibadet etmeyi tercih ederler, tâ ki zulüm eli olanlara da uzansın! Bu gafil ve cahiller "Oturan, ayaktakilerden hayırlıdır" anlamındaki fitne hadislerine imtisal ettiklerini söylemektedirler.

Böylece İslâm ve Müslümanlara karşı mesuliyetlerinden kurtulmaya çalışırlar. 

Gerçekte ise, söz konusu hadisler, hak ve bâtılın birbirinden ayırt edilemediği, neyin hak ve neyin bâtıl olduğunun belli olmadığı olay ve zamanlarda yapılması gerekeni ifade eder.

Günümüzde ise hak ve bâtıl ayrılmıştır. Bir yanda İslâm, diğer yanda ise küfür ve dinsizliğin olduğu amansız bir savaş söz konusudur. Bir yanda Allah'ın dini; diğer yanda ise mahza laiklik! O halde öne sürülen bu bahanenin hiçbir haklı ve geçerli yanı yoktur.

Birtakım bahaneler öne sürerek Allah'ın dinine yardım etmeyenlerin özürleri,-zalimlerin özürlerinin hiçbir fayda etmeyeceği günde- kabul edilmeyecektir.

İstisnalar olmakla beraber, Müslümanların seçkinlerinin hali de böyledir. Laiklerin yanında yer alıp, İslâm ve Müslümanlarla savaşanlar elbette konumuzun dışındadır.

Müslümanların avâmı ise derin kış uykusundaki canlılar gibidirler. Haktan çok bâtıla, dosttan çok düşmana yakındırlar. Cimriler gibi birtakım özür ve bahanelere sarılmakta, en küçük bir gayret göstermemektedirler.

16 yıl boyunca din düşmanı tağutlardan kendimi ve dinimi koruyabilmek için hicret edip, İslâm âleminde dolaşmaya başladım. Karşılaştığım manzara beni şaşkına çevirdi.

Müslüman halk, benim ülkemdeki dinsiz yöneticileri tanımamakta, onların islâm devletini, hilâfetini yıktığını bilmemektedirler. Hatta M. Kemal'i kendilerine örnek almakta, lider edinmektedirler.

Beni üzen diğer bir şey de; alim ve mütefekkirlerin, yönetimin zulüm ve idamından korktukları için değil de, sırf kamuoyundaki genel yaygın kanaate ters düşmemek için, hakikati anlatamamaları, bilakis gizlemeleridir.

O alim ve münevverlerin çoğu, İslâm ve hükümlerine savaş açan, hayattan silmeye çalışanlara olan düşmanlığımı açıklamamamı tavsiye ettiler. Maksatları beni sıkıntı ve eziyetlerden korumaktı. Yazıklar olsun! Eğer susacak ve konuşmayacak idiysem niye yurdumu terk ettim? Hayatımı ve geçimimi onca tehlikelere attım. Bu yolda bundan çok daha büyük sıkıntı ve zorluklar çektikten sonra, niçin davamdan döneyim?

Alim ve münevverlere düşen; cahillere uymak, onların yolundan gitmek midir? Yoksa onları irşad etmek; yanlışlarını göstermek midir?

Yazık ki ne yazık! Ben dini savunurken Müslümanlardan destek değil, köstek göreceğim. Müslümanların dininden ezayı gidermeye çalışırken, Müslümanların ezasına maruz kalacağım!

O halde hayat kötü, ilaç hastalıktır ki, doktor hastaya tâbi oluyor. İslâm, bu yeni ve gizli düşmanlarından, ayrıca korkak ve ahmak dostlarından gördüğü zararı, hiçbir eski düşmanından görmemiştir.

"Ne yazık ki, uyuyanlar için, Uykusuz kalmışım!"


Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) söyle buyuruyor: "Ümmetimin zalime 'sen zalimsin' demekten korktuğunu gördüğün zaman onlara veda et."

Başka bir hadiste de şöyle buyurdu:

"İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, doğru söyleyen yalanlanacak, yalancı doğrulanacak, emin hain olarak görülecek, hain ise emin görülecektir. Dünyanın en mutlu insanı Allah ve Rasulü'ne inanmayan Lük'a oğlu Lük'a olacaktır."

Bu girişten sonra, başarı Allah'tandır diyerek asıl konumuza başlayalım.

Kemalistlerin hilâfet ve hükûmeti birbirinden ayırmalarının İslâm şeriatına aykırı olduğu selim fıtrat sahipleri için hiçbir tartışma ve araştırmaya yer bırakmayacak kadar açık, bedihi bir gerçektir.

Müslümanların bir gün bu mesele üzerinde tartışacakları hiç hatırıma gelmezdi!

Bu olayda, Müslümanların göremedikleri çok ince bir nokta vardır. Bu olayın şeriata aykırılığı normal olarak değerlendirilemez. Bu olay, günahkar Müslümanların bazen iyi, bazen kötü ameller işleyip, bunları birbirine karıştırması olayına benzemez. Çünkü Allah'ın böyle kullarını affetme olasılığı vardır. Kemalistler ise bu olayı bilinçli olarak tasarlamış ve yapmışlardır. Çünkü onların asil hedefleri tamamen İslâm şeriatından yükümlülüklerinden kurtulmaktır. Şeriatı yok etmektir.

 

Mustafa Sabri Efendi
Recep 1342; Şubat 1924
BEYRU


YAZI KÖŞESİ

SAYAÇ

Bugün 216
Toplam 65387
En Çok 670
Ortalama 208