YILBAŞI VE NOELİN KÖKENİ

FETVA KÖŞESİ

06-01-2019

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

YILBAŞI (SILVESTER) VE NOELİN (WEIHNACHTEN) KÖKENİ

 

Biz, İslam dışı bayram ve kutlamaların itikadi ve ahlaki olarak sakıncalı olduğunu söylediğimizde, çok bilmişler bizi bağnazlıkla, cahillikle itham ediyorlar. Bu gibi bayramların mesela: Noel (Weihnachten) ve Yılbaşının (Silvester) Hristiyanlıkla alakalı olmayıp, artık evrensel bir kutlama olduğunu ve dinen herhangi bir sakıncasının olmadığını iddia ediyorlar. Bir diğer konu da Avrupa’da İslami kuruluşlar (!) denilen kuruluşların İslam adına Noel ve Yılbaşını kutlama mesajları yayınlamaları...

Birilerinin bu gibi itikadi sapma, kültürel yozlaşmalar ve yenilmişlik psikolojilerinden dolayı, bu yazıyı yazmak zorunda kaldım.                                                                                                                                            Aynı endişe ve derdi olanın dikkatle okumasını istirham ediyorum…!

Evvela, Hz. İsa’nın gerçek doğum tarihi bile belli değildir! Roma Katolikleri, Gregorian takvimine göre 24 Aralık’ta, Orthodokslar, Juliyen takvimine göre 6 Ocak’ta kutlarlar. Hristiyanların kendi araştırmalarına göre, Hz. İsa’nın doğduğu gün ve ay şöyle dursun, senesi bile yanlış. Hz. İsa, Milattan önce 4 veya 6’da doğmuş veyahut daha da erken doğmuş olabilir. Eldeki İncillere bakıldığında, Vaftizci Yahya’nın Hz. İsa’yı vaftiz ettiğini, Vaftizci Yahya hapiste iken Hz. İsa’nın vaaza (tebliğe) başladığı yazılı. Daha sonra Yahudilerin en zalim krallarından Hirod’un Vaftizci Yahya’yı idam ettirdiği ve Hirod’unda Milattan 4 sene önce öldüğü yazılı. Hz. Yahya’da Hz. İsa’dan altı ay büyük olduğuna göre, Hz. İsa’nın doğumu Miladi 6’dan çok çok önce olması icap eder. 24 Aralık ve 1 Ocak aslında Hristiyan olmadan önce paganistlerin kutsal günleriydi. O kutsal günleri Hristiyanlığa ve Hz. İsa’ya uyarladılar. Hristiyanların ellerindeki muharref İncil’e göre Hz. İsa kışın değil, sonbaharda bir ahırda doğmuş! Kur’an’a göre ise, anası Hz. Meryem Kudüs’te bir hurma ağacının altında doğurmuş. Weihnachten ( Noel) kutlamasını Hristiyanlar eskiden kutlamıyorlardı. Hristiyanların Heide dedikleri pagan (dinsiz, putperest müşrikler) “YULE”, (Romalılar) ”SATÜRN” (Satürnalia; tarım ve bereket tanrısı) kutlaması yaparlardı. YULE bayramı bu (Heidnische) paganlarına göre 21 Aralıktan itibaren 12 gün süren kış gündönümü kutlamasıdır. 25 Aralık’ta ışık tanrısı MİTRA’nın doğum günüdür. Paganlar o günde ahlaksız eğlenceler yaparlardı. Hristiyanlarda buna alternatif ve paralel olarak, Miladi 354’te Roma piskoposu Liberius’un karar ve tespitiyle, İSA BİZİM GÜNEŞİMİZ” slogan ve ayinini ihdas ettiler. Bunlar, güneşi selamlayarak gidip kilisede,” İSA BİZİM GÜNEŞİMİZ” yortusunu yaparlardı. Müruru zamanla Hristiyanlık diğer dinleri yok edip bertaraf ettikten sonra, “İsa bizim güneşimiz” slogan, ayin ve yortusunu bırakıp, Miladi 597’den itibaren Hz. İsa’nın doğum günü diye Noelı kutlamaya başladılar. Türklerin kullandıkları “NOEL” kelimesi Fransızcadan alınmadır. Protestan ve Evanjelik Hristiyanlar Noel'e karşı çıkıp kabul etmezlerdi. Onun yerine Christkind’i ihdas ettiler. Halen kabul etmeyen Evangelist’lerden bahsediliyor.

Yılbaşı ve yeniyıl eğlencesi (SILVESTER): Yılbaşının aslı; aslında eski pagan inancından kalma. Hristiyanlığa geçen Heide’ler (dinsiz/paganlar) eskiden, 31 Aralık’ta savaş tanrısı Wotan ve kötü ruhlardan korunmak için her çeşit gürültü yaparlardı. Çok korkulan savaş tanrısı Wotan senenin en karanlık gününde ortaya çıkar. Germanik kavimlerin“Raunäschte” dedikleri bu gece, Wotan kötü ruhlar ve hortlaklarla beraber hava yoluyla etrafa dağılır. Romalılarda Juliyan takvimine göre yılbaşı 1 Mart idi. Papa Gregorius bu takvimi Hz. İsa’nın doğumuna göre yeniden düzenledi ve Yeni yılbaşını da 1 Ocak olarak tayin etti. Yeni yılbaşına da “SİLVESTER” denildi. Silva, Latince orman ve orman insanı demektir. Hristiyanlar 31 Aralık’ta, Miladi 335’te ölen papa 1. Silvester’in yortusunu yaparlardı. 1 Ocak’ta da “Tanrıyı doğuran, Kurtarıcı Mesih’in anası” yortusunu yaparlardı. 1967’de Papa Paul ıv. Bunları lağv ederek, 1 Ocak gününü “Dünya Barış Günü” ilan etti. Yeni yıla neden “SİLVESTER” denildiği sanırım anlaşılmış oldu…!

Hristiyanlar, paganları dine kazanmak niyetiyle mi yoksa kendi dindaşlarını Heide’lerden korumak niyetiyle mi bu bayram ve kutlamaları ihdas ettiler, orası bilinmez, ama kutlaya kutlaya artık bir Hristiyan kutsal gün ve bayramı haline getirdikleri kesin. Bazı kendini akıllı zanneden uyanıklarda, insanlar Batı kültürüne adapte olmasın diye, 1 Ocağı Mekke’nin fethi diye kutlamaya çalışıyorlar. Bu Hristiyanların başına gelenlerin Müslümanların da başına gelmesine zemin hazırlamaktan başka bir şey değil. Ayrıca 1 Ocak’ta Mekke’nin feth edildiği koca bir yalandır. Yalan ile ne bir fikir ve ne de bir inanç savunulur…! Burada Hz. Ömer’e atfedilen sözü söylemenin tam yeri geldi: “İnandığımızı yaşamazsak, yaşadığımız gibi inanmaya başlarız.” Bu tehlike bizim için de var. Ne olacak, çocuklara hediye verip ailecek oturup bir yemek yiyip eğlensek, bunda ne sakınca var desek, seneler sonra bu artık halk nazarında İslam’ın olmazsa olmazı olan bayramı (!) olur...! Mağluplar galipleri taklit ederler, hem de kötü ve gülünç taklit ederler. (Bu sosyolojik bir hakikattir!)

Bu Miladi yılbaşı ve saire gibi bayramları kutlamak evrensellik değildir! Batının tüm dünyayı sömürgeleştirmesinin, insanlığı soy kırımına uğratmasının, dünya savaşlarını çıkartmasının, Atom bombaları atmasının; kültür ve inancını zorbalıkla, hileyle zorla kabul ettirmesinin ürünüdür. Başka dinleri ve ideolojileri çocuklarımıza eğlence ve hediyeleşme adına sevdirmeyelim…! Başkalarının ne kadar kutlama özgürlüğü varsa, bizim de en az o kadar inanç ve kimliğimizi koruma hak ve özgürlüğümüz olmalı…! Dinen bir sakıncası yok diyenler, Kur’an’ın, onun mübelliği Hz. Muhammed’in ve sahabenin de gayrı Müslimlerin bayramlarını kutladıklarını ispat etmelidirler! Asla ispat edemezler! Eğlence, kutlama ve hediyeleşme adına aslında yok olan ve yalan olan Noel (Weihnachtsmann) gibi şeyleri sevdirip yalan ve hayale inandırmayalım.

Weihnachtsmann, Nikolaus, Christkind, Wichteln, çam ağacı vs. diye bir şey yok! Hristiyanlar bile artık şikayetçi. Noel’de Hz. İsa sevdirileceğine, Noel baba sevdiriliyor. Noel baba Hz. İsa’dan daha popüler olmuş. Noel baba çocuklar tarafından, Hz. İsa’dan da ana ve babadan da fazla seviliyor. Eğlence ve hediyeleşme yüzünden!

Noel kutlamasının ahlaki olarak insanlara getirisi nedir? Yok… Aksine götürüsü vardır. Noel babanın hediye getirmediğine ve Noel baba diye birinin olmadığına, belli bir yaştan sonra o çocuk fark edecektir ve aslında her şeyin yalan üzerinden yürüdüğüne inanacaktır… Böyle bir ahlak ile büyüyen bir çocuk, yalan ve aldatmayı hayatın bir parçası sayacaktır… Mimsiz Batı medeniyeti koca bir yalan, hırsızlık ve sömürü üzerine kurulu…! Yalan ve aldatmanın günümüzde bir hayat tarzı olmasının sebebini bu anlattığım olayda aramak lazım...! Küçük şeyler büyük şeylerin habercisidir. Hep yalan ve kandırılma ile büyütüldüğünü anlayan biri için artık doğru diye bir şeyin olmayacağı açıktır…!

Noel (Weihnachten)  ve Yılbaşının (Silvester) kutlama ve hediyeleşmeleri Kapitalizmin sömürü aracı olmuş. Manasız ve faydasız bir eğlence adına milyonlar israf ve berhava ediliyor…Taklit asla orijinalin yerini tutmaz. Bizim Batı taklitçileri, Batının 24 Aralık’ta çam ağacını süslemesi, çocuklara hediye vermesi, hindi kesmesi ve akşam ibadet olarak yemek yemesine benzeme adına, bunu Silvester yani Miladi yılbaşı gecesinde yapıyorlar…!? _Yeni yıla girdik diye bağırıp çağırmanın, sürü şeklinde kadın erkek hoplayıp zıplamanın ne anlamı var? Haram demeden helal demeden, geceden sabaha kadar yiyip içerek kendini kaybetmenin, insan şeref ve haysiyetinin ve namusunun payumal edilmesinin imrenilecek/rağbet edilecek nesi var? Bir ömür kaybedilmiş ve bir sene daha ihtiyarlanmışın ve ihtiyarladıkça acizliğe ve hesap için ölüme yaklaşmanın sevinilecek nesi var? Oturup ağlanması ve tevbe edilmesi gerekirken; çılgınca, hiç ölmeyecekmiş gibi, (haşa) Allah yokmuş gibi ve hayatımıza karışmazmış gibi MANASIZCA BAĞIRIP ÇAĞIRMAK VE HAVAYA HAVAYİ FİŞEK ATMAK Akıl ve mantık ile izah edilecek bir şey değil...! Ben acizane, bu yazıyı Hristiyanlara hakaret etmek ve onları aşağılamak için değil, bir Hristiyan bayramını İslamlaştırmaya çalışan gafillere yönelik yazdım.

Noel'ın (Weihnachten) ve Yılbaşının (Silvester) hakkında yazdıklarım tamamen tarihi verilere dayalıdır. Dileyen daha fazlasına da ulaşabilir.

Müslüman! Sen değişmek için değil, değiştirmek için varsın! İnsanların hevai nefse kapılmasına uyan değil, onların hevai nefslerine engel olmak için varsın! Yeryüzünde barışın, huzurun, sulh ve selemin sağlanması için, emri maruf ve nehyi anil münker vazifen var! hayırlı ümmet olma bu vazifeyi yapmana bağlı…! Dünya hayatı zulüm, şirk, küfür, isyan, sömürü, açlık ve savaşlarla dolu ve topluca ahirete, hesaba ve mizana gidiyoruz! Ehli dünya ve zındıkaya uyup eğlenmeyle uğraşacak ne zamanın var ne de iznin var!

İslam dışı din ve sistemleri taklidin tehlikesini duyurmak için Hz. Muhammed (sav) şöyle buyurdu:” Karış karış, zira zira sizden öncekilerin yoluna gireceksiniz.” Biz: “Ey Allah’ın Resulü, Yahudilerin ve Hristiyanların yollarına mı?” diye sorduk. Rasulullah (sav.):” Başka kimin (yoluna) olacak? diye cevap verdi.”

(El Esas fis-Sünne; c.8; s.515; Said Havva)

Bizim için hayatın üssül esası olan, İslami kurallara uyalım, uymayanları uyaralım. Rabbim, hakkı hak bilip, hakka uyan ve batılı da batıl bilip, batıldan ictinab eden kulların zümresine ilhak eylesin.

 

18.12.18. Rüsselsheim. Seyfullah.

Diğer Yazıları


YAZI KÖŞESİ

SAYAÇ

Bugün 249
Toplam 65420
En Çok 670
Ortalama 209